Seattle’da çok az vaktiniz varsa eğer, o vakti ayıracağınız yer mutlaka Pike Place Market olmalı... Beyoğlu Balık Pazarı’nın biraz daha derli toplusu görünümündeki Pike Place, 104 yıllık tarihiyle övünen bir pazar yeri. ABD tarihinin derinliğini düşünürsek, Mısır piramitlerinin falan yaşına eşdeğer diyebiliriz.
Pike Place, özenle düzenlenmiş esprili tezgahları, taze ve göz alıcı sebze meyveleri, rengarenk çiçekçileri, el işi hediyelikleri ve insanın ödünü patlatan balık ve deniz mahlukatları ile capcanlı bir gurme merkezi. İster evinize erzak alışverişi yaparak, isterseniz de restoranlarında tabağınıza yumularak nefsinizi köreltebilirsiniz.
Pike Place’in en görsel noktası, “köşedeki” büyük balıkçı dükkanı. Envai çeşit balık ve deniz ürünü satan dükkanda cıvıl cıvıl gençler çalışıyor ve alım satım işlemlerini teatral bir şovla süslüyor. Herhangi bir müşterinin siparişi değişik tonlamalarla çığlık çığlığa tekrarlanıyor ve Elizabeth Teyze’nin 500 gram istavrit alacağını tüm Seattle duyuyor.
Balık hazırlandıktan sonra kasanın da olduğu tezgaha mutlaka uçarak ulaşıyor. Seattle’ın en turistik atraksiyonları arasına giren “balık fırlatma” gösterisini seyretmek için her daim büyük bir kalabalık balıkçının önüne yığılıyor. Neyse ki balıkçı arkadaşlarımızın “tezgahı kapatmayın hemşerim” deme gibi bir niyetleri yok!
Havada uçan balığın yerini bulana 100 grma hamsi hediyemizdir...
Balık şovunu abartan tezgahtarlarımız, özellikle çocukları tırstırmak için değişik mizansenler de tasarlamış. Büyük tezgahtan aşağı kafası sarkan bir köpekbalığı, haliyle her görenin ilgisini çekiyor. Ben oradayken de küçük bir çocuk babasıyla köpekbalığına yarım metre kadar yaklaştı. Balık ölü olsa da, çocukcağız korkudan babasının elini bırakamıyordu. Meğer bizim elemanlar, tezgahın altından köpekbalığının kuyruğuna bir ip bağlamışlar. Çocuk tam cesaretini toplayıp balığa biraz daha yaklaşırken, tezgahın arkasına saklanan eleman ipe asıldı, balık zıplayarak çocuğa doğru hamle yaptı, tiz bir çığlığın ardından (tahminen) babası çocuğun donunu değiştirmek üzere eve yollandı...
Sonradan öğrendiğime göre Pike Place’de balık işini ilk başlatanlar Türkiye’den göç etmiş Sefarad Yahudilerindenmiş. Halen balık pazarında çalışan bu şakacı gençlerden bazıları, o hemşerilerimizin büyük büyük torunlarıymış ve aralarında birkaç kelime Türkçe bilenler de varmış. Tahminime göre, müşteriye eşek şakaları yaptıkları için İstanbul’dan kovulmuşlardır.
Pike Place’de korkmak isterseniz, kuyruğuna ip bağlı köpekbalıklarından fazlası da mevcut. Hava kararıp pazar yerinden el ayak çekildikten sonra “hayalet turları” düzenleyen girişimciler hortlamış ve bu turlar gayet tutmuş. Turlarla ilgili sayfaların “sıkça sorulan sorular” kısmında “ben hayaletlere inanmam, yine de tura katılabilir miyim?” veya “turda hayalet göreceğimi garanti ediyor musunuz” gibi gayet Amerikan sorulara rastlayabilirsiniz!
Dükkanlar kapanıp meydanı hayaletlere bırakıyor!
Ben hayalet turundan vazgeçip korkunç deniz yaratıkları ile ürkmeye devam ettim. Pazardaki balıkçılar, ürünlerini güzelce paketlenmiş, gerekirse dondurulmuş ve kıtalararası uçmaya hazır biçimde hazırlayarak kaldığınız otele kadar gönderebiliyorlar. Dünyanın en hayat dolu sularıyla çevrili Seattle’da deniz ürünleri ticareti önemli bir ekonomik aktivite.
Pike Place’in balık dışındaki diğer meşhur ürünü, veya markası diyelim, Starbucks! Artık “bizden biri” gibi olan bu küresel kahve zincirinin Seattle doğumlu olduğunu biliyor musunuz? Pike Place 1912 numarada açılan ilk Starbaks kıraathanesi halen faaliyetine devam ediyor. Tabii benim gibi sazanlar da bina numarasına bakıp “vay beee, herifler 1912 yılında kurulmuş” gibi cahilce yorumlarda bulunuyor (gerçek kuruluş tarihi 1971).
Denizde ne bulursa avlayan Seattle efradının kurduğu kahvecinin, ismini Moby Dick romanındaki karizmatik gemici “Starbuck”tan alması kadar doğal bir şey olamaz... Starbuck ismi daha sonra Battlestar Galactica’da da en bıçkın savaş pilotu için kullanılmış olsa da, biz konumuza (kahveye) dönelim.
Bundan sadece 40 yıl önce 1 (bir) dükkanı olan Starbucks, bugün 17,000 kıraathaneyi geçmiş durumda (Bu arada, bir japonolog olarak ABD dışında ilk açılan Starbucks’ın Tokyo’ya kısmet olduğunu belirteyim). Ancak ilk açılan Pike Place dükkanı, halen oricinalitesini koruyor. İçeride oturacak yer yok, kahvenizi alıp dışarıda tüneyecek bir kaldırım kenarı buluyorsunuz. Sadece bu şubeye özel “Pike Place Özel Reçetesi”ni içmenizi tavsiye ederim. Ben içtim, gayet memnun kaldım, ama damak tadım ancak bir kakao ile kahveyi güç bela ayırt etmeye müsait olduğu için derin bir yorumda bulunamayacağım...
Pike Place pazarının maskotu ise Rachel isimli bir domuz (tövbe estağfurullah! Bir daha da ayak basmam Pike Place’e...). Pazar girişinde bronz bir kumbarası bulunan Rachel, Pike Place bütçesine kendi çapında katkı sağlamaya devam ediyor.
Pike Place bütçesi demişken, bu meşhur pazar yerinin acaip karmaşık bir yönetim sistemi var. Bir tanıtım broşüründe gördüğüm kadarıyla, yarı kamu yapısı bulunan, neredeyse çift meclisli parlamenter demokrasimsi bir sistemle yönetilen Pike Place gayet ciddi bir müessese, aklınızda olsun!
Pike Place turunuz sizi acıktırdıysa, Starbucks’tan çıkıp Starbuck’ın torunlarının yakaladığı dev yengeçlerden yemek üzere pazardaki restoranlardan birine seğirtin...
0 comments:
Yorum Gönder